Sonra yeni binaya taşınıldı
Zuck yaşlanmıştı
Yeni bina bu yakarıyı tanımıyordu
Arada bir duyulsa da bu tınılar sağır duvarlara bir şey söylemiyordu
Ona yabancıydı
Onu hiç içine sindiremedi
Bu duvarlar, huzuru, bilgeliği ve barışı henüz tanımıyordu
Tanıyacak fırsatı da kaçırmıştı
Çünkü o ‘gül bahçesi’ bu binanın hiçbir duvarına dayanamıyordu artık
O bina, gel
gitle bir yükselip, bir alçalan koyu renk, (gücü kendinden gelmeyen) hırslı suların çevrelediği ve dövdüğü kayalık bir adaydı sanki
Dingin ve güzel bir atmosferde, kendisiyle barışık olağanüstü gayretin ve büyük bilginin değerini bilmesi olanaksızdı
Hanna’yı kaybedip yalnız başına yaşamaya başladığı günlerden birinde sabah kahvaltısından hemen sonra, alışkanlığın da etkisiyle terasa çıktı, sezlonga uzandı
Nasıl olduysa uykuya daldı
Gitme vakti geldiğinde çan, tıpkı Hanna’nın ona dokunduğu günlerdeki gibi çaldı ve Strauss’u uyandırdı
Hanna’nın yaptığı sandı, uyku mahmurluğu içinde ve hemen seslendi:
Tamam Hanna, şimdi geliyorum
Rüzgar, terastaki canı tam da Strauss’un kalkması gereken dakikada hareket ettirmişti
Bu ürün TURCSOFT ile listelenmiştir.