Türkistan coğrafyasında taşlara kazınmış kaya resimleri, yalnızca tarihöncesi sanatın erken örnekleri değil
Türk mitolojisinin, eski Türk inancının ve bozkır merkezli Türk kültürünün en derin katmanlarına açılan görsel hafıza alanlarıdır.
Bu kitap, kaya resimlerini sessiz ve anonim çizimler olarak değil
Türklerin evrenle, doğayla ve kutsal olanla kurduğu ilişkinin maddi ve düşünsel izleri olarak ele almaktadır.
Eski Türk inancında insan, hayvan ve ruh dünyası arasında kesin sınırlar yoktur.
At, geyik, kurt, kartal ve dağ keçisi gibi figürler
yalnızca gündelik yaşamın unsurları değil, Türk mitolojisinde kozmik düzenin taşıyıcılarıdır.
Türkistan bozkırlarında üretilmiş kaya resimlerinde yer alan ve sahneleri, dönüşüm tasvirleri, şaman figürleri ve dikey kompozisyonlar
eski Türk dini düşüncesinin temelini oluşturan yer–gök–yeraltı anlayışını ve döngüsel zaman algısını görsel düzeyde ortaya koyar.
Bu çalışma, Türkistan kaya resimlerinde gözlenen ikonografik sürekliliği, basit biçim benzerlikleriyle açıklamak yerine, Türk mitolojisinin merkezinde yer alan ilişkisel kozmoloji üzerinden yorumlamaktadır.
Kaya resimleri burada pasif temsiller değil
ritüel, inanç ve bilgi üretiminin etkin araçlarıdır.
Çizgi, eski Türk dünyasında yalnızca bir iz değil
kutsalla temasın, dönüşümün ve kozmik düzenle uyumun maddi ifadesidir.
Afanasyevo’dan Andronovo’ya, Karasuk ve Taştık kültürlerinden Geyik Taşları’na uzanan geniş Türkistan havzasında ele alınan bu görsel miras, Türk kültür tarihinin derin sürekliliğini görünür kılar.
Kitap, doğrudan bir “ilk atalar” iddiası sunmaktan ziyade, Türk mitolojik düşüncesinin ve eski Türk inanç sisteminin nasıl uzun erimli bir zihniyet olarak şekillendiğini tartışmaya açar.
Taşa kazınmış bu imgeler, geçmişin suskun kalıntıları değil
Türk kozmolojisinin, Türk dini tasavvurunun ve bozkır kültürünün binlerce yıl boyunca dönüşerek yaşamış görsel hafızasıdır.
Bu eser, o hafızayı okumaya ve Türk mitolojisinin taşlara sinmiş dili üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Bu ürün TURCSOFT ile listelenmiştir.